MAVİ BÖLGELER, GERÇEKTE O KADAR DA MAVİ DEĞİL Mİ ?

Hemen hemen hepinizin aşina olduğunu tahmin ediyorum: Mavi bölgeler (Blue Zones); 2005 yılında yazar Dan Buttner’ın National Geographic dergisinde yazdığı makalenin ardından 2008 yılında kitaplaştırdığı ve son olarak da bildiğimiz ünlü belgesele de konu olan olağandışı yaşam süresine, bilinen haliyle 100 yaşını aşan insanların en çok bulunduğu bölgelere verilen isim. ‘Mavi Bölgeler’ kavramı sonrasında o kadar popüler oldu ki Buettner bu konuyla ilişkili satış gelirleri 1,2 milyon doları geçen 8 kitap daha yazdı. 2004 yılında ‘Blue Zones LLC’ ismiyle kurduğu şirket çeşitli sağlıklı yaşam kampları, yemek kursları düzenledi; bazı şehirlere ‘Mavi Bölge’ sertifikası verdi. Bu sertifikayı alan şehirler bu unvanlarını sürdürebilmek amacıyla şirkete yıllık olarak 100000 $ ödemek zorundaydılar. Iowa eyaletindeki 10 şehirle yaptıkları 5 yıllık sözleşmenin hizmet bedeli 25 milyon $ idi. Buettner bu büyük ticari başarısını şirketini 2020 yılında 78 milyon dolara bir başka firmaya satarak taçlandırdı. Nasıl ama; yine çok güzel bir Amerikan rüyası değil mi?

Peki gelelim bakalım bu ‘Mavi Bölgeler’ ütopyasının gerçekliğine. Bu yazıyı yazarken yakın zamanda bir podcast yayınında dinlediğim Oxford Üniversitesi’nden demografik araştırmalar uzmanı Dr. Saul Newman’ın konuşmalarından ve makalelerinden özellikle yararlandığımı belirtmeliyim. Son derece zeki ve mizahi bir kişiliği olduğunu tahmin ettiğim araştırmacının Ekim ayında yayınlanacak olan ‘Morbid: Debunking Modern Longevity Science’ isimli kitabını da heyecanla beklediğimi belirtmem lazım. Gelelim bu eğlenceli adamın araştırmalarının bazı bulgularına:

Amerikan supercentenerian (110 yaş ve üzeri olanlar) popülasyonu üzerine 2025 yılında yaptığı araştırmada bu kategori içerisine girme konusunda en belirleyici olan etkenin doğum sertifikası belgesine sahip olmama olduğunu gözlemlemiş. Bu yaş sınırını aşmış kişilerin %82’sinin ülke çapında doğum sertifikası gerekliliğinin geçerli olduğu tarihten önce doğmuş olduklarını ve eyaletlerin nüfuslarının tümünün geçerli doğum sertifikasına sahip olduğu yıldan itibaren supercentenerian sayısında her sene %80 oranında düşüş olduğu gözlendi.

ABD’deki mavi bölge olarak gösterilen Loma Linda’da yaşayanların ortalama yaşam beklentisinin bağımsız istatistiki verilere göre ABD’deki bölgelerin en az dörtte birinden daha aşağıda olduğu gösterildi. Sonrasında anlaşıldı ki Loma Linda, ilk yazının yayınlandığı dergi editörünün ‘ABD’den de bir bölge olsun’ arzusu doğrultusunda yazar tarafından listeye eklenmiş.

Japonya’da 2010 yılında ortaya çıkan bir yolsuzluk vakası sonrasında hükümetin yaptığı araştırmalarda kayıtlara göre 100 yaşın üzerinde olması gerekenlerin %92’sine ulaşıldı ama bunların %82’sinin ölmüş olduğu tespit edildi. Bu, kâğıt üzerinde canlı olan 230000 kişinin gerçekte ölmüş olduğu anlamına geliyordu. Çoğu aile bu ölümleri, ölen kişinin emekli maaşını alabilmeye devam etmek için bildirmemişti.

Dünya üzerinde belirlenen mavi bölgelerden biri olan Okinawa adasındaki kasabalardan biri 2. Dünya savaşında Amerikan bombardımanı ile tamamen yok edilmiş olup, kayıtlara göre adada raporlanan yüz yaşını aşmış kişilerin %80’ini bu bölge insanları oluşturuyordu yani 1944’de tamamen ortadan kaldırılan bir kasabanın sakinlerinin kayıtlara göre hala yaşamda olduğuna dair  bir yanılsama yaşanmış gibi duruyor. Bir diğer mizahi unsur da, tatlı patatesin ilgili dizide de üzerine sıkı sıkı basarak söylendiği gibi bu adanın sözde uzun yaşama olgusuna katkıda bulunan ana unsur olduğunun öne sürülmesine rağmen sıkı bir şekilde tutulan Japon tüketim istatistiklerine göre adadaki tatlı patates tüketiminin genel Japonya ortalamasının çok altında olduğunun ortaya konulmuş olmasıdır. Okinawa adasının, güvenilir istatistiklere göre önlerde olduğu iki konu vardı: Japonya’da en fazla biranın tüketildiği ikinci bölge olması, 65 yaş üstü intiharlarda 4. sırada olması.

Yakın geçmişte, Yunanistan ciddi bir ekonomik kriz geçirmiş ve bu dönemde Yunanistan’a yardım eden Alman otoriteleri, bu ülkede 100 yaşını aşmış olup da hala emekli maaşı alanların %72’sinin aslında çoktan Hakkın rahmetine kavuştuklarını ve bu kişilerin ailelerinin emekli maaşını bankamatikten toplama görevine aksatmaksızın devam ettikleri tespit etmişler. Alman denetiminden sonra elde edilen yeni kayıtlarda bir diğer mavi bölge olan İkarya adasındaki 100 yaşını aşanların oranının diğer bölgelerden farklı olmadığı görülmüştür.

Birleşmiş Milletlerin 236 devletten topladığı kayıtlara göre 100 yaşını aşanların en çok bulunduğu ülkelerin ilk sıralarında aslında genel yaşam beklentisi sıralamasında en alt sıralarda olan Kenya, Malawi, Tayland ve Batı Sahra bulunmakta olduğunun görülmesi de herhalde elimizdeki demografik kayıtlardan bu konuda sağlıklı bir çıkarsama yapmanın pek de mümkün olmadığı gerçeğini gözümüze sokuyor.

Sağlıklı ve uzun yaşam konusunda hepimizin kolaylıkla örnek alabileceği pratikleri açığa çıkartıp, güzel bir sınıflama yapma çabalarımızı anlayışla karşılıyorum. Bu çerçevede belki ileride üzerinde daha fazla durabileceğimiz özellikle kirli beslenme epidemiyolojik çalışmalarından fırlayan büyük büyük ‘Şu besinden daha çok tüketenler bilmem efendim şu kadar daha fazla yaşıyor’ tarzı çıkarsamalara da şüpheyle bakılması taraftarıyım. Bu güzel gezegenin keyfini tüm sevdiklerimizle barış ve dostluk içerisinde olabildiğince uzun bir süre çıkarmaya çalışmak hepimizin hakkı ama ne olursa olsun peri masallarını dinleyerek ama onlara pek de kanmadan…